Psikoterapi, insanın kendine dönme süreci olarak koparak, sonlandırarak, terk ederek gitmeli. İnsanın doğasına uymayan, iradesi dışında eklemlenen, protezlenen ne varsa yüktür, örtüdür, kendi gerçeğiyle arasındaki duvardır. Dolayısıyla kimi zaman psikoterapi, radikal bir kopuşla öz yuvaya dönüş için bir seçenek olabilir.
Duygu durumumuz statik bir çizgi izlemez, kalbin ritmi gibi duruma göre hızlanır, yavaşlar, iner, çıkar. Bu değişim ve dinamiklik aynı zamanda bir canlılık göstergesidir. Her psikolojik zorlanmalarda tanıları değil nedenlerini düşünelim, güne çıkan nedenleri değiştirmek için olanaklara bakalım, rutini bozmak için koşulları zorlayalım.

Sevgi Türkmen
Psikoterapist & Psikolog
On yılı aşkın Ankara’da bir çocuk hastanesinde psikolog olarak çocuklarla ve ailelerle çalıştım. Bunun dışında kreş ve anaokullarında düzenli aile seminerleri verdim. Özel bir klinikte yetişkin danışan gördüm. Yaklaşık beş yıldır İzmir’de bir hastanede psikolog olarak çalışmaya devam etmekteyim, ayrıca bir danışmanlık merkezinde psikoterapist olarak çalışmaktayım. Yetişkin, çocuk ve ergenlerle çalışıyorum. Sinema, sanat ve felsefe üzerine yetişkin grup oturumları yapmaktayım. Tüm yaptığım çalışmaları eleştirel bir fikirle,psikoloji pratiklerinin ve yaklaşımının neler ve nasıl olabileceğine dair düşünerek yapmaya çalışıyorum. Psikoloji, felsefe, sanat ve edebiyat alanı ile ilgili okumaya, düşünmeye ve yazmaya devam ediyorum.
Deneyimsel psikoloji yaklaşımı insanı anlamaya çalışırken, sadece psikolojik dinamikler ile düşünmez. Doğanın bir parçası olarak insanın, psikolojik olduğu kadar sosyolojik, felsefi, ekonomik ve politik bir varlık olduğunu her zaman göz önünde tutar.
Zaman ve enerji, varlığın en önemli iki kaynağı. Bunların sonsuz kaynak olmadıklarını aklımızda tutalım.

